Deneme

Aşkın Bir Başka Boyutu: Mesele

Bir meselenin en zahmetli tarafı nedir diye soracak olursak cevap o meseleyi kaleme alırken ona girizgâh mukabilinden bir cümle üretebilmektir, olur. Girizgâh cümleniz ne kadar afili, ayakları yere sağlam basan cinsten olursa kaleme aldığınız eser de o kadar fiyakalı durur. Kanaatimce okura arz edilmek istenen meselenin ilk cümlesi yazarın okuru derdine ortak etme çabasının ilk okunu temsil etmektedir. Ben, kendi meseleme girizgâh mukabilinden bir cümle bulabilmiş ve sizi kendi derdime ortak etmek adına ilk oku atabilmişsem ne ala! Yok, eğer atamamışsam o zaman yandı gülüm keten helva.

Yaşam, boşluk kabul etmez. Bir başlangıca sahip olan yaşamın nihayetinde bir sonuç peyda olmuşsa eğer, artık o sonuca varmak adına da bir gaye peyda olmuş diyebiliriz. Dolayısıyla başlangıç ve sonuç arasında ister istemez bir vasıta yani, bir amaç kendiliğinden zuhur etmektedir. Bu gaye yaşamın bütününü tahakkümü altına aldığından dolayı yaşamın hiçbir şekilde boşluk kabul etmediğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Pek tabii burada birisi kalkıp yaşamın nihayetinde bir sonucun olduğu düşüncesini nereden çıkardığımızı söyleyebilir. Biz de ona şöyle bir cümle ile girizgahta bulunabiliriz: ‘’Bir başlangıcı anlamlı kılacak olan yegâne şey anlamlı bir sonun kendisidir.’’ Eğer anlamlı bir sonun varlığını kabul etmiyorsak, anlamlı bir başlangıcı yani insan olduğumuzu da kabul etmiyoruz demektir. İnsan olduğumuzu kabullenmiyorsak, ötesi var mı?

Ben buradan sonrasına -tıpkı benim gibi- yaşama bir insan olarak başladığını idrak etme gayretinde olanlar için devam edeceğim. Yollarımız anlamlı bir başlangıcın olmadığını düşünenler veyahut bu gerçekliğe gözlerini kapatmak isteyenlerle burada ayrılmaktadır.

Hepimiz Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatıma her kim olursak olalım bir mana ile mevcudiyetin merkezine konumlandırıldık. Mamafih mevcudiyet dahi vücut bulma fırsatına bu mananın teşekkül etme iradesiyle erişebilmiştir. Kısacası insan olarak başımızda ne denli taşınmaya değer bir tacın var olduğunu idrak etmek dahi bizi bu manaya erişme cihetinden bir gaye edinme arzusuna eriştirebilir. Pek tabii, yaşamda üzerine düşünülmesi gereken birçok mesele mevcut. Fakat ben, fevkalade ehemmiyetli olan esas meselenin bu olduğu kanaatindeyim: Yaşamı anlamlı kıldığımızı bize hissettirecek olan bir gayeyi kendimize mesele edinmek. Ben size bir mesele işaret edecek değilim. Bir gaye pazarlıyor olmamın da akılla örtüşecek bir yanı yok. Üstelik size yalnızca gayesi peyda olmamış bir sonun mümkün olmadığını ifade etmek de yakışıksız kalır. Lakin, şöyle bir masal anlatmış bulunursam bu masaldan hepimize birer pay düşer diye ümit ediyorum:

Bir varmış bir yokmuş. Bir adam, Usame olarak dünyaya adımını atmış. Ve eğer kendime ait neyim olursa dünyaya gelmek beni fevkalade memnun ederdi diye düşünmüş. Aslına bakarsanız bu sorunun genel bir cevabı yokmuş. Üstelik kendisine verdiği cevabın insanlara bir reçete olacağını da pek düşünmüyormuş. Hepimiz zaten bu soruyu kendimize sorabilme cesaretini gösterebilmişsek ne ala, demiş. Bu kadarı hepimize kâfi. Fakat, bu cesareti henüz gösterememişsek hangi cevabın bizim için ne ehemmiyeti var demiş.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu