Deneme

Mutlak Vücûd’un Gölge Tasviri

Kainatı yaratan Allah c.c, mahlukatı yaratırken: “Ben bilinmez bir hazine idim, bilinmeyi murad ettim” buyurmuş kudsi hadiste.

Üstad Necip Fazıl: “Rab tecelli edince, hakikat bile nihân” demiş. Bunu Salih Mirzabeyoğlu ise şöyle ifade etmiş:

Nihân; gizli/sır demek. O halde gölge manasında ele alalım. “Asıl, gölgesine, gölgenin kendisinden daha yakındır…”

O vakit, alem gölge olabilir. Bu açıdan baktığımızda, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu yine şöyle şerh etmiş; “alem” diye anılan, Allah gölgesinin belirlediği yer, ancak mümkün alemindeki cisimlerdir ki, bu gölge onlar üzerine düştü. Bu gölge, mümkün alemindeki varlıklar üzerine bilinmeyen Gayb suretinde yaratıldı. Tabi gölge siyahtır ama aslı beyaz…

İbnü’l Arabî’nin (k.s) ‘nur ve gölge’ izahatine varalım;

Rabbin en güzel isimlerinden biri En-Nur. Bu âlem gölgeler dünyasıdır ve âlemin görünür olması için gereken şey nurdur. İbnü’l Arabî (k.s) düşüncesinde, Vâcibü’l- Vücûd’u bazen nur olarak tasvir ettiğinden, O’ndan gayrısı ancak gölge olmaktadır (vücûd-ı zıllî)…

Nasıl ki, güneş hacim olarak çok büyüktür, halbuki o görünüşte, bize uzak olduğundan küçüktür. Bu böyle olunca bizim alemden beklediğimiz şey ancak gölge hakkında bilgimiz kadardır. Gölgeyi bilen Allah’ı bilir. O değil, bu yüzdendir ki O.

Furkan Suresi:

45. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
46. Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.

O gölgeyi kendisine çekti, çünkü o Allah’ın gölgesidir. İşte Arabî hazretlerinin nur ve gölge perspektifi; Gölge için bize bambaşka bir bakış açısı sunmakta…

Tefekkür ve İdrakine varmak duasıyla…

*Berzah kitabından detaylı bakabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu