Deneme

Nakış

Sımsıkı tutunmak. Yaşama, seni bağlayacak olan o şeye sarılmak. Mutluluk, aşk, sevgi, aile, dost, eş, çocuk… Tutunursun, doyurduğunu sanırsın tüm bunların seni ama öyle değildir. Burası doymak için yeteri kadar dolu değildir. Kendini sana tattırır, iştahını açar ama doyurmaz. Ya senin ömrün yetmez ya da tutunduğunun ömrü yetmez buna.

En öz ve en güzel duygulardan biridir aşk. Yaşamak için güzel bir sebep olduğunu düşündürür insana. Derin bağlarını ele geçirir, ateşini yakar ve seni daha güçlü kılar. Sen neye aşıksın burada? Güce mi, sevgiye mi, aşka mı, mutluluğa mı, makama mı? Yoksa bunların hepsine mi? Hayretin, hayranlığın hangisine?

Ben fark ettim ki hayret ve aşk, insanı bir adım daha ileri taşıyor. Hayatın renklerini yeniden hatırlatıyor. Kalbinin ritminde yankılanana, tek olana yönlendiriyor. Bütün paletleri kullanarak çizmiş olduğun renkli bir âlemi tahayyül ettiriyor. Rengarenk, capcanlı. Tek olana götüren aşk; kalbe güç pompalıyor, umut veriyor, hüzünleri unutturuyor, güneşin doğuşunu kucaklatıyor. Özgür kılıyor seni. Geçtiğin köprülerden, yollardan aydınlanarak geçiriyor.

Gören gözler, gördüklerinden çok daha fazlasını görmeye başlıyor. Ruhun derinliklerine kadar ulaşıp orada sonsuz olan Aşk’ı keşfediyor. Hayatın kaynağına, o kaynağın besleyici ruhuna götürüyor. Aşkın esas sahibine teslim olmaya, sonsuz bir güvene sürüklüyor. O’na duyulan muhabbeti, insana olan sevgide bütünleştiriyor. O sevgi her şeye yansımaya başlıyor sonra. Nakış nakış işliyor ruha.

“Aşk” deyince akıllara yalnızca insana duyulan aşkın gelmesi ne büyük yanılmaydı. Kendine, ailene, yere, göğe, çiçeğe, böceğe, kitabına hayretle ve hayranlıkla bakman da aşktı. Denizlere, göllere, yeşilliklere, gökyüzüne bakıp hikmetli düşüncelere dalmak da aşktı. Tefekkür etmek aşktı. Yaşar Kemal diyordu: “Aşk toprakta, taşta, suda, ağaçta, gecede gündüzde… Yeşil otlarda bile… Aşk olmazsa damarlardaki kan durur. Aşk, kâinatın her zerresindedir.”

Dünyan, ahiretin, Rabbin, kendin, eşin, dostun, kardeşin, annen, baban, doğumun ve ölümün de aşktır. Aslında bu hayatta önemsediğin ve öncelediğin, kendisi için uğraş verdiğin her şey aşktır. Ve sonra en sevdiğim dualardan birini ekledim: “Allah’ım hakkındaki hayretimi artır!” Çünkü hayret, aşkı taze tutar. Ben bunu öğrendim. O halde; Allah’a, sevdaya, insana, gökyüzüne, yeşilliğe, aklımıza gelebilecek her şeye hayretimiz artsın. Hayretimiz ve heyecanımız diri olsun.

Neye tutunduğun önemli olsun. Çünkü sadece aşk yetersiz kalıyor. Seni aşka götüren mücadelen, çilen, samimiyetin bu yolda kıymetleniyor. Ateşe ne kadar yaklaştığın seni sen yapıyor.

“Aşk bir ateştir; odun yanar kül olur, insan yanar kul olur.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu